‘Ruhali PsikolojiK’ Kategorisi için Arşiv

Hevesi Kalmadı - Belki, sonra..

Perşembe, 04 Eylül 2008

Uzunca bir yolda ilerliyorum… Bazen sıkça bir yağmur bazense içimi ısıtan bir bahar havası… Aklımda cevabı olmayan kaç soru var kim bilir? Arkamı dönüp baktığımda hala aynı yerde saydığımı görüyorum. Sanki hiç ilerlemişim gibi… Oysa zaman kanıtı aynı yerde olmayışımın! Biliyorum fazlasıyla da hissediyorum. Bir gün mutlaka bütün kaybettiklerimi geri kazanacağım. Ben kazanmak istediğim zaman hepsi birer birer geri dönecekler… Bunun olmaması için dualar ediyorum. Bütün kaybettiklerim benden uzak olsun. Değil midir kaybedişimin sebebi bana ait olmayışları ? O halde ne diye tekrar geri kazanayım.. Aslında yürüyorum. Ve arkama hiç bakmıyorum. Uzun süredir yazmayışımın sebebidir belki cümlelerimi çoğaltışım! Hangi içli bir cümleye nokta koysam, felaketle başlayan bir cümleye gebe kalır kalemim… Yeniden yazmalı aslında. Şöyle yaşamadan yaşamış gibi yazmak.. Şöyle bazen deliler gibi aşık olan bir genç kız gibi  yazmak şöyle bazen uçuruma uğramış kalbi kırık bir  delikanlı gibi yazmak. Yazmak istiyorum.

Ben sana küsüm aslında, haberin yok!..

Salı, 19 Ağustos 2008

 

 Sessiz sedasız ilermeye başladım. Önce ürkek sonrasında alışagelen bir sürü adımlarım oldu…  İlerledim. Geriye dönüp bakmayalı çok olmuş! Öyle ki neler neler atlamışım. Hayat devam ederken mutlaka birşeyerli alır gider insandan. Eee haliyle yeni yeni anılar alır eskilerini.. Ben daha yeni anlamay başladım. Ne kadar bittiğini sanırsan acının o kadar bittiğine şahit oluyorsun inancının! .. Anlamaya çalıştıkça koca bir boşluğa düştüğüm bir sürü çelişkim var…

“Ben sana küsüm aslında, haberin yok..

Koyup gittiğin yerde kötülük çok..

Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer..

Benim sensiz evim ocağım yok!…”

 Öyleyken böyle diyelim.. Ve ben gideyim. Yazmak gelmiyor içimden. Susmayı seviyorum. Bilmeniz gereken sadece iyi olduğum. İyiyim, yaşıyorum ve gerçekten çok mutluyum… Hayat sürekli bir yerlerde saklanıyor. Bense sürekli söbeliyorum. Tutturduk bir oyun gidiyoruz, hadi hayırlısı..

Acımasızdır ZamaN - Acımaz Sızlayan Yaraya

Cuma, 25 Temmuz 2008
 -Boyalı Birkaç Resim Yakıştırdım Yazıma, Onada google amca izin vermedi hıh-
Sanki ipin ucunu kaçırmışım gibi eteklerimin ucu tutuşmuş.. Bir şeylerin pişmanlığıyla yarım kalan umutlarımın acısı var sağ yanımda ki eskimiş et parçasında…  inim inim inleyen. Hani dünyayı yakalayıp durdurabilseydim zamanı, peşinde koşturup da gülümseyen kader ortaklarıma dar ederdim avucumda ki dünyayı! Zaman avare zaman. Nefsine yenilir ya insan, bende bir çoçuk kadar masum gibiyken ruhum yenilen bir tokat gibi yedim en yanlışından! Şimdi çaresi ne bir avuntu ne bir sindiriş. Avuntusu da yok, çaresi de… Sağıma soluma yıkmışım yanlışlarımı. Üstüme sinmiş kokusu. Eğer kurtulabilseydim içim deki şu tarifi olmayan can sıkıntısından bırakırdım kendimi en hücra uçurumlardan. Öyle ya.. Kendini boşlukta hissetmenin de bir ayrı bir güzelliği var. Ne günlük telaşlar nede ilerisinin kaygısı. Şizofreni bir kimliğin taşıyıcı olan ruhumun iniltisidir şu fondaki ezgi… Sürekli aynı plak sürekli beynimde aynı merak. Acaba diyorum yada belki yada keşke ? Acaba dönüşü olur mu bileti alınmış gidişin? Belki diyorum cesareti vardır elinde ki bileti yırtmaya? Keşke diyorum keşke zaman ben olsam da zaman acımasız olmasa? Meğer ne çok öksüz bırakmışım kendimi. Takılmış aklım uçurum kenarında bir kuru dala unutuvermişim sendeleyerek yürüyen kendimi. Meğer ne çok yalanlar söylemişim kendimi. Ayna da seni görüp heveslenirmişim suretimde güzelliğe. Meğer senmişsin gördüğüm. Yanıltmışsın ruhumu görmemişim ne kadar beni çirkinleştirdiğini! Şimdi bir eşi daha olmayan sana karanlık cümleler yazmaya hevesli kalemim! Desem ki diye başlasam kaldırmaz içinde ki yürek. Eee tartısı da yok kalemimin, ölçüp biçemiyor cümlelerimi! En büyük iyiliğimdir suskunluğum zaman gösterir bunu sana. Zaman ben mi ki? Acımasızdır zaman! Acımaz sızlayan yaraya!

Stajımın 5. Gününün Raporu Size+neyse diyorum :)

Cuma, 18 Temmuz 2008

Bugünler de derdim başımdan aşkın benim. Yana yakıla staj dosyası dolduruyorum. Günlük olarak özenle :) örneğin;

Günlük olarak gider fişlerini Excel’de işleyerek arşivleme işlemini yapmaya başladım. Melih Bey örnek SQL veritabanı çalışmamız için bana alanları ve tablolar arası ilişkiyi gösteren dökümanı verdi.  

Büyük hali için tıkla bi zahmet

 

İş saati içerisinde bunu incelememi ve anlamadığım herhangi bir şey olursa kendisine danışmamı istedi. Ben bu doküman da verilen 3 tablo ve tabloda ki alan isimlerini kullanarak kendi oturumum da bir örnek çalışma yaptım. Bunu Melih Bey’e göstererek mevcut SQL bilgimi kendisine göstermiş oldum. Kendisi bana ince ayrıntıları göstererek yapmış olduğum örnek veritabanın da ayar işlemleri hakkında bazı örnekler yaptık. Ve benden SQL için araştırma yapmamı devam ettirerek veritabanı içerisinde sorgu oluşturmamı istedi. Gün içerisinde çoğunlukla yukarı da ki veritanında sorgu yapmak için bilgi girişi yaptım.

— Tatil pek güzel geçiyor. Eee haliyle alınan kararların faydası var bunda. Artık pek çok değiştiğimi hissediyorum. Topluyorum yere saçılan umutları. Teke tek. Çok zaman geçtiğini hissediyorum. He bu arada düşündüm de ben tekrardan yaşamak istiyorum lise yıllarımı.Hadi ay dede bana rüyamda göstersene o mutlu günleri. Maziye saygı duymak lazım. Kararlar geçmişi silmez karalar öyle değil mi ? Seviyorum yaşamayı ve mutlu yaşatmayı. Prensip meselesi herşeyin hayırlısı dilemek yetmez hayrı bulmak lazım.  

Günlük: Karmakarışık Sahibin

Pazar, 13 Temmuz 2008

 

Alakasız bir resim koyasım var sanane blog!

Dahası var efendim.. Buyrun anlatayım diyesim var, selamı laik görüp yanıma yaklaşanlara.. Şöyle içli içli bir sohbet edesim… Neyse gel gelelim tatilimin en sıkıcı olduğu günlerden bir tanesi.. Şu bitmek bilmeyen pazar gününün akşam cefası. Eee haliyle yarın haftabaşı. İş güç. Telaş falan filan. Erkenden kalkılır o sıkıcı giysiler giyilir elde çanta haydi işe. Her ne kadar forma olmasa da standarttı iş hayatında elbiseler efendim :) Resmiyeti varsa işin etek cekettir yada alternatif pantolanla gömlek… :) Sıkıldım yahu sıkıldım. Ne olurdu havaii bir şortla işe gelen patronum olsa :) Abesttt diyemez kimsecikler sanırım çünkü pek bir şikayetçi bu konuda işçi arkadaşlar. Dün ösym acıyıp sonuçları açıklayıvermiş. Geçen sene aynı heyecanla beklediğim için biliyorum arkdaşlarımın ne kadar üzüldüğünü. Beklenilen sonuçlar alınamıyor. Üniversite öğrenci olduğum halde hala inanamıyorum bu dengesizliğe… Herkes eşit deniliyor öss’de ama eşitlik adına çarpılıp toplanıyor torpiller. Neysemmmm :) Can sıkıntısı saçma sapan her konuda yazdırdı bana. Patlıcak gibiyim. Tatil istiyorum tatil babaaaa! :) Duy sesimi olmaz mı ? Şöyle Alanya tarafları olursa iyidir :) Bu arada Tarkan zedenin albümünü dinleme fırsatım oldu geçenlerde. Bayıldımmm.. Tavsiye de ederim. “Arada bir bendeeee kadere küsüyorum.”  Tamam tamam sustum sustum gidiyorum. Meuşşş blogta fazla ara vermesen olmazmııı özledimmm seni de yazılarını da güzel haberlerini de.. Tuna bebeye  meteryus abiye de selamlar efendim :). Öperim seni.

Başlıksız Yazı

Çarşamba, 25 Haziran 2008

“Sevdim bir kez inan çıkman aklımdan Hayal olmuş düş olmuş hep benlesin 
          
Cahilmiyim delimiyim ben neyim 
     
Evden işe işten eve hep senleyim

Bekle durda sabah ola gün ola

Ezan sesi beyaz bayrak çekerim

Mecnun bana ahbap dost ola 
             
Dert kimdeymiş  inan görsün isterim”

——-Gitmek istiyorum buradan. Burayaaaa hiç gelmemiş olmak istiyorum. Zamanı geri almak bütün yaşanmışları silmek …………… istiyorum……. istiyorum….. Mümkün olmayacağını bile bile hemde..

>Yok Başlık Maşlık<

Pazar, 11 Mayıs 2008

Dönüyorum..

Canım sıkılıyor..

Bir çok şeyi daha sonlandıramadım.

Belki bu gidişimde bitirebilirim mi mi mi mi mi ????

Neyse derskolik ol aSsuN!..

Bash bash.

Sevgi ve saygılar pek sevgili okurlarım ĞĞ

Birinci vizeler sonrası Sessiz :))

Perşembe, 17 Nisan 2008

 (Olaya bakk. Bu kadar kitabı oku bitir üstüne bir de anla sonra al sana diplomaaaa :) Hıhı görürsem söylerim :)))

Sınavlardan ilk çıkan ben olmasam da gayet başarılı sonuçlar aldımmmmm, yurttaki odamda yatmadım mesela sözümde durdum :) Yalan söylemek gibi olmasın yatsam yatsam toplasak bir hafta eder 2 ayda… Hala büyümedim mesela çok yaramazım.. Kar topu yapıp yapıp cebime doldurdum ama annem yoktu yanımda kimsecikler kızmadı bu yüzden :( Üniversiteyi hala sevemedim. Yahu ne yobaz bir öğrenci topluluğudur bu :) Resmen -yüksekte misin aman aman inme ebelenirsin gibi kaçıyoruz kötü niyetli insancıklardan… Hani özellikle seçip bir araya getiremezsin bu kadar saçma sapan insanı… Ayyy sinirim bozuldu gene…. Neyse gelelim ilk programlama notuma. Gurur ve iftarla söylerim ki 120 civarında ki bir kişilik sınıfta 2 erkek 1 kız olarak aldığım “100″ notu ile parmakla gösterilen bir şahıs oldum :) Ben gayet mütevaziyimdir oysa :Pp Sonraaaa bir konuda hala aynıyım maalesef mi demeliyim bilmiyorum. İnsanları kıramıyorum hala. Kırıldığım çok oluyor kırdığımda hiç.. Ve hala matematik konusunda inanılmaz bir uzaklık görüyorum kendimde. Eee haliyle Gökçe Hoca’yı bana benzetip masama oturan öğrenci milleti yüzünden matematiktten de nefret ettim. Ki o da pek meraklı değildi bana :)))) Esasında severim ben Gökçe Hocayı.. ODTÜ mezunu geçen yıl mezun olmuş zannımca. Ve o bir gümüşhaneli gurur verici olmalı. Bana benzemesin amaaaa :( Yada ben ona benzemeyeyim yaaaa yeterrrrr ben Gökçe değilim demekten bıktım sıkıldım bunaldımmm :) Akrabalığımda yok ikizide değilim yaa bir gider misiniz demekte yetmiyor hele ki arsız bir gençliğin olduğu şu devirde :) Neyseeee gel gelelim şuanda ailemin yanında oluşumdan bu şımarıklığım.. Daha bir el bebek gül bebek oluverdim ablam geçen yaz evlendikten sonra :) İlk başlarda pek üzülmüştüm ama iyi etmiş ablam (çok kötüyüm sanırım ablam bu satırlarımı okusa beni kardeşlikten men eder:)) Küçük bir liste yaptım gene eheueheu

Büyümücem inatla

Uslanmıcam “”

Yurttaki odam da yatmıcam “”

Üniversiteyi başarılı bitirmicem “”

Ve daha neler neler :)))

Huysuz bir gencim ben ve hep öyle kalıcammmmm (:

 

****Bugünler de Mayıs ayında teslim etmem gereken çok büyük çaplı bir ödevime harcıyorum zamanımı.. Bananeyse Gümüşhane Üniversitesinin logosundan :) Neysemm gelecek yıl kurulursa o Üniversite belki kötü bir grafikçi olarak benim yaptığım logo kullanılır :)) Çok zor bir ihtimal tabii (:

Deneme Bir Yazı..

Çarşamba, 20 Şubat 2008
 

Uzak şehirlerin ayazı vuruyor tenime.. İnceden inceye bir hastalık aldı beni gitti. Vurulmadan kaçıncı açışım bu kapıyı hatırlayamıyorum. 18’lik kızlar gibi cam kenarı güzeli oldum zannımca… Belki bu yağan yağmur orda ki hani canım varya o uzak şehirde ki bulutlardandır diye avunuyorum.. Bazen güneşi bile özlediğim oluyor yaza inat bir deniz kenarında.. Aşındırmadığım kapı kalmadı.. O şehir nerede nasıl gidilir bilmeden avare dolaşır olmuşum… Soruyorum, tanıdık, tanımadık, çocuk, genç, ihtiyar demeden… Hani diyorum çocuktur.. Daha da komikleştirip halimi “çocuktan al haberi” deyimine sığınıyorum… Gençtir diyorum her yerde her şeyde gözü kulağı vardır. Soruyorum ama hep aynı gözle kovuluyorum… Delinin teki miyim ben ? Sonra yüzünde ki çizgilere kimbilir neleri gömmüş diye bir ihtiyara koşuyorum… Ya duymuyor, ya anlamıyor yada diğerlerinden biraz daha farklı bakıp tersliyor.. “Ben bu yaşımda aklım yerindeyken ne oluyor şu gençlere yahu der gibi yine kovuluyorum..” Nasıl bir gidiştir bu? Beni almadan gittiğini anlayabiliyor yüreğim ama nedense kimselere ses etmeden gidişini anlamıyor, deliriyor, çıldırıyor… O uzak şehirlerin tabelası yok mudur? Caddesi, sokağı… Yalnızlığı öylesine sever oldum ki hiç gidesi yok…Kurulmuş evimin baş köşesine… Öyle de somurtkan ki ne zaman aynaya baksam onu görüyorum suretimde… Sanki yalnızlık ben.. Zamanın orta yerlerinde… “Yaş 35 yolun yarısı eder” diyor ya üstad… Bende yolun yarısını geçtim geçeli hala büyütemedim sol yanımda ki o arsız kızı.. Üstüme çok yakıştırdığın bir ceketim vardı hani. Yok canım! Lacivert çizgili olanı demiyorum.. Hay aksi yine başladım senle konuşmaya sonu gelmez bu gecenin. Birazdan oturur ağlarım söyle nerede o uzak şehir diye… Simsiyah olanı hani… Derdin ya içine beyaz şöyle yakası dik bir gömlek giyiver… Sonra sarılır da gül yüzlüm derdin ya… Sonra gidip üstümü değiştiresim hiç gelmezdi. Büzülürdüm bir kenara çocuklar gibi asardım yüzümü. Tamam tamam giy sen gömleğinle ceketini gene sarılır kokumu bırakırım üstüne…. Ne büyük bir sevinçle kalkardım büzüldüğüm o yerlerden…Bakma çocuk gibi dediğime… Gençtik o zamanlar ikimizde… Şimdi bir görsen ahhh yada görmeeee…. Sen hala aynı mısın? Bakışın, kokun, yastığa düşen saçındaki rengin… Yoksa aklar düşeli çok mu oldu? Uzak çok uzaksın besbelli… Düşlerimde bile sesin yankılanıyor suretinse başka başka bedenlerde… Yıllardır kayıp bir adamı aradığımı sanarak çocuk bırakmışım sol yanımı… Oysa… Ahhh… Oysa yastaymış ruhum da hayallere yummuşum gözümü… Ölümün ne adresi ne de evi barkı varmış uzaaaaakkkk şehirlerde… Öğrendim ki misafiri de olmazmış ölümün…. Kalıcıymış hep gidenler… Gidenin döndüğü daha görülmemiş…. Babam öldüğünde anladım uzak şehrin nerelerde olduğunu… Gitmek istedim. Her şeyden vazgeçerek. Yanınıza gelmek.. Sonra hayatın … Bir daha gelebilecek misin şu koynuma diye pis pis güldüğünü hissettim ellerim yumruk yumruk… İnadına yaşadığım bundandır. Artık kapı aralarında yatmıyorum. İnandırayım seni kapı çalsa bile koşa koşa gidip açmıyorum. Bazen amannnn yaa çalsın dursun dediğim bile oluyor. Sanırım artık aşk burada oturmuyor! Siyahlara beyazı iliştiriyorum artık… Renk renk umutlarım var… Hayat bile gıpta ediyor halime. Öyle yağmurlara inat şemsiyesiz geziyorum ki… Rüzgarlar esiyor ben ceketimi çıkartıyorum hava sıcakmış gibi… O gün bugündür ben tek mevsim yaşıyorum…