Söz Vermek ve Sözü Tutabilmek; Hadi Bakalım
Salı, 08 Temmuz 2008

“Hiçkimse üstüne bir şey alınmasın biraz da kendime yaşayacağım.. Artık herşeyin farkındayım bir daha geriye bakmayacağım..”

“Hiçkimse üstüne bir şey alınmasın biraz da kendime yaşayacağım.. Artık herşeyin farkındayım bir daha geriye bakmayacağım..”
Kapat gözünü… Şöyle bir düşün. Neredeyim? Nerelerde de? … Hangi kapıyı çalarsa çalsın insan, açan beklediği değilse taştır o kapı ona! Şimdilerde mecali kalmamış bir umudun can çekişmesi oynuyor ömür perdemde. Yok satıyorum biletleri… Yerden yere vurulur mu gurur? Ben gururuma sırt dönüyorum… O yerler de sürünüyor ben başım yerde geziyorum! Aşka vefa işlemezmiş meğer öyle ya yılları o yokken o varmış gibi devirdik de bir sevdiğimize sahip olamadık… Hani şöyle başımız dik el ele bir gezemedik. —
**” Nereye kadar sürer bu söyle!
Kimine göre kader,
Kimine göre birgün elbet biter…
Ama beni alır sensiz götürür uzaklara,
Dalarım yalnız ummalara…”
—Zaman içine işler mi insanın? Hani sensiz geçen şu zaman yok mu?.. Bir onun telafisi yok ömrümde.. Şimdi çıkıp gelsen hiç ummadık anda.. Ne değişir? Ya sensiz geçen o koca zaman… Ya o biten umutlarım… Hani çok sevdiğimiz hayallerimiz? Hangisini tekrar kazanabiliriz… Yada hangisine baştan aynı hevesle başlayabiliriz? Çok şey gitti ikimizden de.. Yitirdik yitmez bitmez dediklerimizi… Bir kere küstüğünü gör sevdanın! Son nefesini verdiğine şahit olsa dahi bitmez o küskünlüğü.. Yazık! Biz küstürdük sevdayı kendimize.. Kaybettik bütün güzelliğini. Şimdi ne bir sıraya yakışıyor ismin, nede bir buğulu cama.. Kalbimde de işi yok ya.. Söküp atması zor!Yoksa bile bile acıtır mı insan canını. Canını yakanı besler mi içinde.. Söküp atabilsem kalbimi düşünür müydüm acaba bir dakika? Koca bir kördüğüm işte..
**Neslihan - Dayanılmaz Oldu

Artık kaçıncı son veda bu.. Kim bilelir? Hep yarım kalan gidişlerin bitişine emanet yüreğim… Ve hep aynı son… Sen bir kez gittin, ben bin kez bittim! Şimdi puslu bir alaca karanlıkta umutlarım.. Zorlu savaşların bekçisi! Daha dün boşadım sevdamı bekar kalansa sadece görünür yanım… Dul bir sevdalının kapanmaz bir yarası sol yanım. Zahmeti epeyce çok oldu bu bitişin bana… Hani belki dendi, belki unutulur… Israrla aynı soru dolanıyor sensizliğin sessizliği vurmuş dudaklarımda, “yara kapanır da kalmaz mı izi?”… X saatli uykularımın y bilinmezi ayakta kalışlarım… Yürüyemiyorum… İleriye yürümek sana yüz dönmek gibi birşey… Yapamıyorum. Anlamaya çalış.. Yada anlıyormuş gibi yap ne bileyim… Yeter ki anlamsız bakışların dolanmasın şu bi-çare halimde… Susma yada sus! Neyi değiştirir ki hasretini duyduğum sesine kavuşmak? Ruhun nerelerde kimlerle??? Basit bir bilinmezlik denklemi bizimkisi.. İki bilinmezimiz var aslında… İkiside sen!.. Biri tanıdığımı sandığım SEN, birisiyse tanımadığım yanın yine SEN!.. Çözmeye çalıştıkça başım ağrıyor… Bilinmezim kaldın sen. Adın da varlığında yalan desem… Şu karşım daki senli benli resimler ayaklanır tokat gibi çarpılır yüzüme.. Şimdi yoksun ama bir zamanlar vardın! Tek şahidi şu kağıtlara yansıyan gülümseyişlerimiz.. Elin elimdeyken ki resmimiz! Unutma,
Ben unutmadım…

Dört mevsimin yaşandığı bir şehirdeyim… Sana iki adım bilemedin belkide üç adım uzağındayım üstelik! Saatlerimi buğulu bir camın kenarında harcıyorum.. Zaman öyle değersiz öyle anlamsız ki.. Kaybettiğim ne dünlerim var oysa hep hayallere dalıp dalıp kaybettiğim… Sana dair özlemleri büyüttüğüm koca bir dünyam var sanıyordum. Dünleri kaybettikçe anlamaya başladım, küçük çok küçükmüş benim dünyam… Öyle olmasa bir beni nasıl sığdıramazdım ki içine. İçim içime sığmıyor işte! Bak gör! Ne bir kitap yüzü unutturuyor adını ne de “seni seviyorum” diyen yabancı bir çift dudak.. Böylesine içli dışlı olamazdım yalnızlıkla! Onca kalabalığa rağmen… Bazen kapına elimi vuracak kadar deliriyor yüreğim! Bazense istiyorum ki yalnızlığımı inadına habersiz bırakayım senden.. Biliyorum ki varlığımın sende hiçbir anlamı yok! O halde yalnızlığımı da seninle paylaşacak kadar önemsiz kılamam… Biliyor musun, öldü bütün hislerim.. Artık hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını düşündüğümde tek bir damla yaş akmıyor gözümden! Gözümden düştüğün yerde isminde sevginde. Yarınlara ertelediğim umutlarım vardı. Belki bugün belki yarın diye avuttuğum bir de sevgim vardı vaktiyle! Yavaş yavaş kayboluyorsun. İçimde kalan küçük bir ukte senin ismin! Yıllar sonra aklıma geldikçe içli bir ahhhh çekip hatırlayacağım dünlerim kaldı sende… Keşke demedim… Hiç keşkem olmadı sana dair.. İçinde adının geçtiği pişmanlıklarımda olmadı… Seninle ne yaşadıksa iyi ki dedim… İyi ki sendin sebebi herşeyin. Bak işte, HepHerşeydin sen! Ve öyle kaldın bende.. Öyle ki anlam vermez oldu başka bir suret başka bir sevgi… Yanımda ki bile bin kat yabancı bana.. “Sensiz geçen günlerin kazası yok be sevgili…” Çok sonraları anladım nöbetini tuttuğum o vuslatın imkansız olduğunu… Koca bir yılı senli sensiz devirdim işte.. Ha şöyle ha böyle! Çok zorlandığım günler oldu. Çok bocaladım… Kaç resmi soldurdum ellerimle… Zamana uyduk bizde. O köşe başı aşklarına döndü sevgimiz. Herşey köşe başını dönene kadardı. Kısacıktı geçirdiğimiz zamanlar seninle… Yarımdık hep! Dedim ya dört mevsimi yaşadığım bir şehirde, sana iki bilemedin üç adım uzağındayım.. Gelir miyim tekrar dersin? Bu kadar soğumuşken senin isminden… Bunca sözü bir araya getirip yazacak kadar uzaklaşamamışım senden… Yazık! “Sen içimde dolanırken olamam kimseyle”.. fondaki şarkıya titriyor içim. Anlamaya çalış.. Uzaklığımı… Sessizliğimi… Uzak dur, dokunma daha kapanmamış yaralarıma… Kanatma yeniden, merhem olacağın yok nasılsa…

Vuslatı belirsiz bir ayrılığın taşıyıcısıydı ruhum… Bir özlenen vardı bir de ölesiye özleyen! Özlenen, kaçandı hep… Kuytulara saklanan, bilinmezlerde yaşayan. Özleyense, gözü kara durmadan arayan belki de sadece bir umut adına içinde birşeyleri yaşatandı… İnadına yürüyen, düştükçe daha da hızlı adımlarla ilerleyen! Zaman oldu hasret düşmandı nefese. Ve yine zaman oldu ölüm kapının eşiğinde… Hiç bitmeyen bir inancın gölgesinde savaştı belkide özleyen! Öyle ya bu büyük cesaretin bir sebebi olmalıydı… Hali yerindeydi özlenenin! Aksi olsa özleyen koşar serilirdi ayaklara… Bir anlık gülüş için! Sadece bir anlık! Çokça olmuştu ayrılığın içeriye girişi, aynı sofrada oturup aynı yastığa talip oluşu… Bir tek özlenenden kalanlardı avuntusu. Şimdilerde; biten bir özlemin geride ki izleri bile anımsatmıyor hiç birşey! Meğer özleyenin özleyeni yakınlarda bir yerdeymiş… Hayat herşeye rağmen devam ediyormuş ve onu özlemek sadece bunu öğrenmek içinmiş! Birini çok sevmek güzel olabilir ama bu karşıdaki kişinin o sevgiyi kaldırabilmesiyle alakalı! Sunulan sevgi yerlere serilince pek bir önemi kalmıyor… Her ne kadar sevilsede.. Verilen sevgi yerlere sürülse bile! Gün geliyor anlıyor insan özleyende kendisi özlenende!!! Siz kimi özlüyor olursanız olun sizide bir yerlerde özleyen muhakkak oluyor… Özleminden başka sizi özleyeni farketmezseniz kaybediyorsunuz. Farkına varılan bir özlenense hayatınızda ki en büyük şanstır. Ben bizzat yakından tanıyorum kaybedenleri.. Kazanacağımı bilseydim özlermiydim bir başka özlemden habersiz o özleneni? Belki de kıymeti bundan yüksektir avuçlarımda kokusu kalan o özleyenimin… Seni Seviyorum…
** Bazen özleminden habersiz özlediğini bırakıp gitmekte güzel.. Koş kızım yeni umutlara!