‘Eften-Püften’ Kategorisi için Arşiv

Deneme Bir Yazı.. (2)

Cumartesi, 06 Eylül 2008

Babam beni hiç sevmedi aslında…

Hep bir şeyleri başarmamı istedi,

Bense hep zorunlu bir başarının ödülünü aldım..

Sıkıca sarılmak isterdim çocukluğum da babama,

Kim bilir kaç gece yastıklara yumdum gözümü..

Babam beni hiç sevmedi aslında,

Küçük kızıydım ben onun….

Ve en başarılı…

Beni böyle yetiştirdi.

Sürekli bir başarının imzasını atan ben olmalıydım.

Sinirlendiğinde de dünyayı başıma yıktığı kızı…

Hatırlıyorum da,

9’unda bir bebeğe özlemini duyduğum şefkati verirdim

Ve 12’sinde tebessümün ardına gözyaşını saklamayı öğrenmiştim…

Babam beni hiç sevmedi aslında,

Ne zaman yüzüm asılsa 5 kuruşa düzelir sandı…

Elime sıkıştırıldı para…

Ben pahalı oyuncaklarla büyüdüm…

Ve annemin gözyaşına döndüğü ninnilerle…

Konuşmadan daha susmayı öğrendim!

İçime atmayı…

Ağlarken içime gözyaşımı dökmeyi..

Babam beni hiç sevmedi aslında,

Bense inadına daha sevdim..

Can Yücel’in Edebiyat Kitabımaki şiiriyle tutundum ben Babama…

 Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim. 

Ben sana küsüm aslında, haberin yok!..

Salı, 19 Ağustos 2008

 

 Sessiz sedasız ilermeye başladım. Önce ürkek sonrasında alışagelen bir sürü adımlarım oldu…  İlerledim. Geriye dönüp bakmayalı çok olmuş! Öyle ki neler neler atlamışım. Hayat devam ederken mutlaka birşeyerli alır gider insandan. Eee haliyle yeni yeni anılar alır eskilerini.. Ben daha yeni anlamay başladım. Ne kadar bittiğini sanırsan acının o kadar bittiğine şahit oluyorsun inancının! .. Anlamaya çalıştıkça koca bir boşluğa düştüğüm bir sürü çelişkim var…

“Ben sana küsüm aslında, haberin yok..

Koyup gittiğin yerde kötülük çok..

Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer..

Benim sensiz evim ocağım yok!…”

 Öyleyken böyle diyelim.. Ve ben gideyim. Yazmak gelmiyor içimden. Susmayı seviyorum. Bilmeniz gereken sadece iyi olduğum. İyiyim, yaşıyorum ve gerçekten çok mutluyum… Hayat sürekli bir yerlerde saklanıyor. Bense sürekli söbeliyorum. Tutturduk bir oyun gidiyoruz, hadi hayırlısı..