‘asunca’ Kategorisi için Arşiv

Kendime Kendim Yazdım.

Cumartesi, 13 Eylül 2008

Zaman çabuk geçiyor… İnsan en büyük acıları da unutuyor. Ya da zaman unutturuyor! Öyle ki canın bile acımaz oluyor güne gün… Alışıyorsun herşeye, en büyük hatalara bile… İnfaz ediyorsun kendini yerli yersiz. Çoçukluktan sıyrılmış gençliğin hatalarına köle ediyorsun en güzel çağını… Varken yok demeyi öğreniyorsun. Oysa inceden inceye sızlayan bir yaran var! Bazen kendinden yaşından bile büyük gelen acıların var.. Ne çabuk unuttun,  dört duvara hıçkıra hıçkıra anlattığın yürek sızın var!  Bağırıp çağırmayı özlediğini biliyorum. Hani bir tren geçerken raylarından kimse seni duymaz cesaretiyle delicesine bağırmayı istediğini.. Bilmez miyim ne dolusun sen şimdi… Son ses açıp bir türküyü sesinin bütün çirkinliğine inat avazın çıktığı kadar eşlik etmeyi… Bilmez miyim hangi türküye nasıl vurgun olduğunu? Hicran yakar gönlünü kavurur da sesin soluğun kesiliverir. Sen uzun yolların yolcususun… Göçmen bir kuş gibisin… Hangi dala konsan gelecektir sonbahar.. Savrulup duruyorsun. Yaşamaya da gerek kalmadı ya bu heyecanları, inadına yaşıyorsun! Bilmez miyim sen yaşamayı çok seviyorsun! Çok eskilerden bir türkü fonda.  Kızım sen sağlıcakla kal. Hep iyi ol. Şimdi olduğun gibi…

Çok Özledim..

Cumartesi, 13 Eylül 2008

Uzundur bu yollar
Giderim gözüm kara
Sanma ki dönmem sana
Beni bekle seni ben alam

Ola ki vurulmuşum
Senden beterim yalnız
Vurulmuşum dağ başına
Nöbetteyim sevdalım

Yaralıdır canım yüreğim
Hasretinle erir giderim
Seni nasıl unutsun bedenim
Gözüm dalar gariplenirim

Vurulmuşum besbelli
Dolanmışım yar beline
Bir türkü tutturmuşum
Ağlamaklı hasrete

 Suavi - Hasret Türküsü

Deneme Bir Yazı.. (2)

Cumartesi, 06 Eylül 2008

Babam beni hiç sevmedi aslında…

Hep bir şeyleri başarmamı istedi,

Bense hep zorunlu bir başarının ödülünü aldım..

Sıkıca sarılmak isterdim çocukluğum da babama,

Kim bilir kaç gece yastıklara yumdum gözümü..

Babam beni hiç sevmedi aslında,

Küçük kızıydım ben onun….

Ve en başarılı…

Beni böyle yetiştirdi.

Sürekli bir başarının imzasını atan ben olmalıydım.

Sinirlendiğinde de dünyayı başıma yıktığı kızı…

Hatırlıyorum da,

9’unda bir bebeğe özlemini duyduğum şefkati verirdim

Ve 12’sinde tebessümün ardına gözyaşını saklamayı öğrenmiştim…

Babam beni hiç sevmedi aslında,

Ne zaman yüzüm asılsa 5 kuruşa düzelir sandı…

Elime sıkıştırıldı para…

Ben pahalı oyuncaklarla büyüdüm…

Ve annemin gözyaşına döndüğü ninnilerle…

Konuşmadan daha susmayı öğrendim!

İçime atmayı…

Ağlarken içime gözyaşımı dökmeyi..

Babam beni hiç sevmedi aslında,

Bense inadına daha sevdim..

Can Yücel’in Edebiyat Kitabımaki şiiriyle tutundum ben Babama…

 Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim. 

Hevesi Kalmadı - Belki, sonra..

Perşembe, 04 Eylül 2008

Uzunca bir yolda ilerliyorum… Bazen sıkça bir yağmur bazense içimi ısıtan bir bahar havası… Aklımda cevabı olmayan kaç soru var kim bilir? Arkamı dönüp baktığımda hala aynı yerde saydığımı görüyorum. Sanki hiç ilerlemişim gibi… Oysa zaman kanıtı aynı yerde olmayışımın! Biliyorum fazlasıyla da hissediyorum. Bir gün mutlaka bütün kaybettiklerimi geri kazanacağım. Ben kazanmak istediğim zaman hepsi birer birer geri dönecekler… Bunun olmaması için dualar ediyorum. Bütün kaybettiklerim benden uzak olsun. Değil midir kaybedişimin sebebi bana ait olmayışları ? O halde ne diye tekrar geri kazanayım.. Aslında yürüyorum. Ve arkama hiç bakmıyorum. Uzun süredir yazmayışımın sebebidir belki cümlelerimi çoğaltışım! Hangi içli bir cümleye nokta koysam, felaketle başlayan bir cümleye gebe kalır kalemim… Yeniden yazmalı aslında. Şöyle yaşamadan yaşamış gibi yazmak.. Şöyle bazen deliler gibi aşık olan bir genç kız gibi  yazmak şöyle bazen uçuruma uğramış kalbi kırık bir  delikanlı gibi yazmak. Yazmak istiyorum.

Ben sana küsüm aslında, haberin yok!..

Salı, 19 Ağustos 2008

 

 Sessiz sedasız ilermeye başladım. Önce ürkek sonrasında alışagelen bir sürü adımlarım oldu…  İlerledim. Geriye dönüp bakmayalı çok olmuş! Öyle ki neler neler atlamışım. Hayat devam ederken mutlaka birşeyerli alır gider insandan. Eee haliyle yeni yeni anılar alır eskilerini.. Ben daha yeni anlamay başladım. Ne kadar bittiğini sanırsan acının o kadar bittiğine şahit oluyorsun inancının! .. Anlamaya çalıştıkça koca bir boşluğa düştüğüm bir sürü çelişkim var…

“Ben sana küsüm aslında, haberin yok..

Koyup gittiğin yerde kötülük çok..

Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer..

Benim sensiz evim ocağım yok!…”

 Öyleyken böyle diyelim.. Ve ben gideyim. Yazmak gelmiyor içimden. Susmayı seviyorum. Bilmeniz gereken sadece iyi olduğum. İyiyim, yaşıyorum ve gerçekten çok mutluyum… Hayat sürekli bir yerlerde saklanıyor. Bense sürekli söbeliyorum. Tutturduk bir oyun gidiyoruz, hadi hayırlısı..

unutma asun

Çarşamba, 23 Temmuz 2008

Geveleyip duruyorum ağzımda… Asıl söylemek istediklerimin yerine hikayeler geliyor. Farkında olmadan boş konuşuyorum. Üstelik “sonsuza kadar..” hiç yalnız değilim. Kurulu bir düzenim var öfss. Devamı sonra ;)

Stajımın 5. Gününün Raporu Size+neyse diyorum :)

Cuma, 18 Temmuz 2008

Bugünler de derdim başımdan aşkın benim. Yana yakıla staj dosyası dolduruyorum. Günlük olarak özenle :) örneğin;

Günlük olarak gider fişlerini Excel’de işleyerek arşivleme işlemini yapmaya başladım. Melih Bey örnek SQL veritabanı çalışmamız için bana alanları ve tablolar arası ilişkiyi gösteren dökümanı verdi.  

Büyük hali için tıkla bi zahmet

 

İş saati içerisinde bunu incelememi ve anlamadığım herhangi bir şey olursa kendisine danışmamı istedi. Ben bu doküman da verilen 3 tablo ve tabloda ki alan isimlerini kullanarak kendi oturumum da bir örnek çalışma yaptım. Bunu Melih Bey’e göstererek mevcut SQL bilgimi kendisine göstermiş oldum. Kendisi bana ince ayrıntıları göstererek yapmış olduğum örnek veritabanın da ayar işlemleri hakkında bazı örnekler yaptık. Ve benden SQL için araştırma yapmamı devam ettirerek veritabanı içerisinde sorgu oluşturmamı istedi. Gün içerisinde çoğunlukla yukarı da ki veritanında sorgu yapmak için bilgi girişi yaptım.

— Tatil pek güzel geçiyor. Eee haliyle alınan kararların faydası var bunda. Artık pek çok değiştiğimi hissediyorum. Topluyorum yere saçılan umutları. Teke tek. Çok zaman geçtiğini hissediyorum. He bu arada düşündüm de ben tekrardan yaşamak istiyorum lise yıllarımı.Hadi ay dede bana rüyamda göstersene o mutlu günleri. Maziye saygı duymak lazım. Kararlar geçmişi silmez karalar öyle değil mi ? Seviyorum yaşamayı ve mutlu yaşatmayı. Prensip meselesi herşeyin hayırlısı dilemek yetmez hayrı bulmak lazım.  

Günlük: Karmakarışık Sahibin

Pazar, 13 Temmuz 2008

 

Alakasız bir resim koyasım var sanane blog!

Dahası var efendim.. Buyrun anlatayım diyesim var, selamı laik görüp yanıma yaklaşanlara.. Şöyle içli içli bir sohbet edesim… Neyse gel gelelim tatilimin en sıkıcı olduğu günlerden bir tanesi.. Şu bitmek bilmeyen pazar gününün akşam cefası. Eee haliyle yarın haftabaşı. İş güç. Telaş falan filan. Erkenden kalkılır o sıkıcı giysiler giyilir elde çanta haydi işe. Her ne kadar forma olmasa da standarttı iş hayatında elbiseler efendim :) Resmiyeti varsa işin etek cekettir yada alternatif pantolanla gömlek… :) Sıkıldım yahu sıkıldım. Ne olurdu havaii bir şortla işe gelen patronum olsa :) Abesttt diyemez kimsecikler sanırım çünkü pek bir şikayetçi bu konuda işçi arkadaşlar. Dün ösym acıyıp sonuçları açıklayıvermiş. Geçen sene aynı heyecanla beklediğim için biliyorum arkdaşlarımın ne kadar üzüldüğünü. Beklenilen sonuçlar alınamıyor. Üniversite öğrenci olduğum halde hala inanamıyorum bu dengesizliğe… Herkes eşit deniliyor öss’de ama eşitlik adına çarpılıp toplanıyor torpiller. Neysemmmm :) Can sıkıntısı saçma sapan her konuda yazdırdı bana. Patlıcak gibiyim. Tatil istiyorum tatil babaaaa! :) Duy sesimi olmaz mı ? Şöyle Alanya tarafları olursa iyidir :) Bu arada Tarkan zedenin albümünü dinleme fırsatım oldu geçenlerde. Bayıldımmm.. Tavsiye de ederim. “Arada bir bendeeee kadere küsüyorum.”  Tamam tamam sustum sustum gidiyorum. Meuşşş blogta fazla ara vermesen olmazmııı özledimmm seni de yazılarını da güzel haberlerini de.. Tuna bebeye  meteryus abiye de selamlar efendim :). Öperim seni.

Söz Vermek ve Sözü Tutabilmek; Hadi Bakalım

Salı, 08 Temmuz 2008

“Hiçkimse üstüne bir şey alınmasın biraz da kendime yaşayacağım.. Artık herşeyin farkındayım bir daha geriye bakmayacağım..”

Özlemişim İstanbul’u..

Perşembe, 03 Temmuz 2008

 

Artık 3 ay İstanbul’dayım. Bitti okul geldi tatil :) Gerçi pek tatil sayılmaz evvela 20 iş günü bir stajımız var. Tıpdata :) Temmuz’un 14′ünde başlıcak staj. Kısacıkta olsa bir tatilim var esasında bakalım.  — Geldiğim gibi en sevdiğim yerlere gittim.. Bu arada bugün en mutlu günüm sanırım. Mat2′den 84 le geçmeyi başardım. Seviyorum kendimi :) Çalışmanın faydası var demek ki :Pp — Annemleri okadar çok özlemişim ki bazen evden hiçbir yere gitmek istemiyorum. Ve büyümemişim hala efendim :) Babam bana transkrip hediyesi alıcakkkkk (: Şimdi tatil modu… Bash bash