Acımasızdır ZamaN - Acımaz Sızlayan Yaraya
-Boyalı Birkaç Resim Yakıştırdım Yazıma, Onada google amca izin vermedi hıh-
Sanki ipin ucunu kaçırmışım gibi eteklerimin ucu tutuşmuş.. Bir şeylerin pişmanlığıyla yarım kalan umutlarımın acısı var sağ yanımda ki eskimiş et parçasında… inim inim inleyen. Hani dünyayı yakalayıp durdurabilseydim zamanı, peşinde koşturup da gülümseyen kader ortaklarıma dar ederdim avucumda ki dünyayı! Zaman avare zaman. Nefsine yenilir ya insan, bende bir çoçuk kadar masum gibiyken ruhum yenilen bir tokat gibi yedim en yanlışından! Şimdi çaresi ne bir avuntu ne bir sindiriş. Avuntusu da yok, çaresi de… Sağıma soluma yıkmışım yanlışlarımı. Üstüme sinmiş kokusu. Eğer kurtulabilseydim içim deki şu tarifi olmayan can sıkıntısından bırakırdım kendimi en hücra uçurumlardan. Öyle ya.. Kendini boşlukta hissetmenin de bir ayrı bir güzelliği var. Ne günlük telaşlar nede ilerisinin kaygısı. Şizofreni bir kimliğin taşıyıcı olan ruhumun iniltisidir şu fondaki ezgi… Sürekli aynı plak sürekli beynimde aynı merak. Acaba diyorum yada belki yada keşke ? Acaba dönüşü olur mu bileti alınmış gidişin? Belki diyorum cesareti vardır elinde ki bileti yırtmaya? Keşke diyorum keşke zaman ben olsam da zaman acımasız olmasa? Meğer ne çok öksüz bırakmışım kendimi. Takılmış aklım uçurum kenarında bir kuru dala unutuvermişim sendeleyerek yürüyen kendimi. Meğer ne çok yalanlar söylemişim kendimi. Ayna da seni görüp heveslenirmişim suretimde güzelliğe. Meğer senmişsin gördüğüm. Yanıltmışsın ruhumu görmemişim ne kadar beni çirkinleştirdiğini! Şimdi bir eşi daha olmayan sana karanlık cümleler yazmaya hevesli kalemim! Desem ki diye başlasam kaldırmaz içinde ki yürek. Eee tartısı da yok kalemimin, ölçüp biçemiyor cümlelerimi! En büyük iyiliğimdir suskunluğum zaman gösterir bunu sana. Zaman ben mi ki? Acımasızdır zaman! Acımaz sızlayan yaraya!