Pek bi sessiz kom!

Şişt Blog Sahiben Çok mutlu :)

 

 Sessiz sedasız ilermeye başladım. Önce ürkek sonrasında alışagelen bir sürü adımlarım oldu…  İlerledim. Geriye dönüp bakmayalı çok olmuş! Öyle ki neler neler atlamışım. Hayat devam ederken mutlaka birşeyerli alır gider insandan. Eee haliyle yeni yeni anılar alır eskilerini.. Ben daha yeni anlamay başladım. Ne kadar bittiğini sanırsan acının o kadar bittiğine şahit oluyorsun inancının! .. Anlamaya çalıştıkça koca bir boşluğa düştüğüm bir sürü çelişkim var…

“Ben sana küsüm aslında, haberin yok..

Koyup gittiğin yerde kötülük çok..

Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer..

Benim sensiz evim ocağım yok!…”

 Öyleyken böyle diyelim.. Ve ben gideyim. Yazmak gelmiyor içimden. Susmayı seviyorum. Bilmeniz gereken sadece iyi olduğum. İyiyim, yaşıyorum ve gerçekten çok mutluyum… Hayat sürekli bir yerlerde saklanıyor. Bense sürekli söbeliyorum. Tutturduk bir oyun gidiyoruz, hadi hayırlısı..

 -Boyalı Birkaç Resim Yakıştırdım Yazıma, Onada google amca izin vermedi hıh-
Sanki ipin ucunu kaçırmışım gibi eteklerimin ucu tutuşmuş.. Bir şeylerin pişmanlığıyla yarım kalan umutlarımın acısı var sağ yanımda ki eskimiş et parçasında…  inim inim inleyen. Hani dünyayı yakalayıp durdurabilseydim zamanı, peşinde koşturup da gülümseyen kader ortaklarıma dar ederdim avucumda ki dünyayı! Zaman avare zaman. Nefsine yenilir ya insan, bende bir çoçuk kadar masum gibiyken ruhum yenilen bir tokat gibi yedim en yanlışından! Şimdi çaresi ne bir avuntu ne bir sindiriş. Avuntusu da yok, çaresi de… Sağıma soluma yıkmışım yanlışlarımı. Üstüme sinmiş kokusu. Eğer kurtulabilseydim içim deki şu tarifi olmayan can sıkıntısından bırakırdım kendimi en hücra uçurumlardan. Öyle ya.. Kendini boşlukta hissetmenin de bir ayrı bir güzelliği var. Ne günlük telaşlar nede ilerisinin kaygısı. Şizofreni bir kimliğin taşıyıcı olan ruhumun iniltisidir şu fondaki ezgi… Sürekli aynı plak sürekli beynimde aynı merak. Acaba diyorum yada belki yada keşke ? Acaba dönüşü olur mu bileti alınmış gidişin? Belki diyorum cesareti vardır elinde ki bileti yırtmaya? Keşke diyorum keşke zaman ben olsam da zaman acımasız olmasa? Meğer ne çok öksüz bırakmışım kendimi. Takılmış aklım uçurum kenarında bir kuru dala unutuvermişim sendeleyerek yürüyen kendimi. Meğer ne çok yalanlar söylemişim kendimi. Ayna da seni görüp heveslenirmişim suretimde güzelliğe. Meğer senmişsin gördüğüm. Yanıltmışsın ruhumu görmemişim ne kadar beni çirkinleştirdiğini! Şimdi bir eşi daha olmayan sana karanlık cümleler yazmaya hevesli kalemim! Desem ki diye başlasam kaldırmaz içinde ki yürek. Eee tartısı da yok kalemimin, ölçüp biçemiyor cümlelerimi! En büyük iyiliğimdir suskunluğum zaman gösterir bunu sana. Zaman ben mi ki? Acımasızdır zaman! Acımaz sızlayan yaraya!

Geveleyip duruyorum ağzımda… Asıl söylemek istediklerimin yerine hikayeler geliyor. Farkında olmadan boş konuşuyorum. Üstelik “sonsuza kadar..” hiç yalnız değilim. Kurulu bir düzenim var öfss. Devamı sonra ;)

Bugünler de derdim başımdan aşkın benim. Yana yakıla staj dosyası dolduruyorum. Günlük olarak özenle :) örneğin;

Günlük olarak gider fişlerini Excel’de işleyerek arşivleme işlemini yapmaya başladım. Melih Bey örnek SQL veritabanı çalışmamız için bana alanları ve tablolar arası ilişkiyi gösteren dökümanı verdi.  

Büyük hali için tıkla bi zahmet

 

İş saati içerisinde bunu incelememi ve anlamadığım herhangi bir şey olursa kendisine danışmamı istedi. Ben bu doküman da verilen 3 tablo ve tabloda ki alan isimlerini kullanarak kendi oturumum da bir örnek çalışma yaptım. Bunu Melih Bey’e göstererek mevcut SQL bilgimi kendisine göstermiş oldum. Kendisi bana ince ayrıntıları göstererek yapmış olduğum örnek veritabanın da ayar işlemleri hakkında bazı örnekler yaptık. Ve benden SQL için araştırma yapmamı devam ettirerek veritabanı içerisinde sorgu oluşturmamı istedi. Gün içerisinde çoğunlukla yukarı da ki veritanında sorgu yapmak için bilgi girişi yaptım.

— Tatil pek güzel geçiyor. Eee haliyle alınan kararların faydası var bunda. Artık pek çok değiştiğimi hissediyorum. Topluyorum yere saçılan umutları. Teke tek. Çok zaman geçtiğini hissediyorum. He bu arada düşündüm de ben tekrardan yaşamak istiyorum lise yıllarımı.Hadi ay dede bana rüyamda göstersene o mutlu günleri. Maziye saygı duymak lazım. Kararlar geçmişi silmez karalar öyle değil mi ? Seviyorum yaşamayı ve mutlu yaşatmayı. Prensip meselesi herşeyin hayırlısı dilemek yetmez hayrı bulmak lazım.  

 

Alakasız bir resim koyasım var sanane blog!

Dahası var efendim.. Buyrun anlatayım diyesim var, selamı laik görüp yanıma yaklaşanlara.. Şöyle içli içli bir sohbet edesim… Neyse gel gelelim tatilimin en sıkıcı olduğu günlerden bir tanesi.. Şu bitmek bilmeyen pazar gününün akşam cefası. Eee haliyle yarın haftabaşı. İş güç. Telaş falan filan. Erkenden kalkılır o sıkıcı giysiler giyilir elde çanta haydi işe. Her ne kadar forma olmasa da standarttı iş hayatında elbiseler efendim :) Resmiyeti varsa işin etek cekettir yada alternatif pantolanla gömlek… :) Sıkıldım yahu sıkıldım. Ne olurdu havaii bir şortla işe gelen patronum olsa :) Abesttt diyemez kimsecikler sanırım çünkü pek bir şikayetçi bu konuda işçi arkadaşlar. Dün ösym acıyıp sonuçları açıklayıvermiş. Geçen sene aynı heyecanla beklediğim için biliyorum arkdaşlarımın ne kadar üzüldüğünü. Beklenilen sonuçlar alınamıyor. Üniversite öğrenci olduğum halde hala inanamıyorum bu dengesizliğe… Herkes eşit deniliyor öss’de ama eşitlik adına çarpılıp toplanıyor torpiller. Neysemmmm :) Can sıkıntısı saçma sapan her konuda yazdırdı bana. Patlıcak gibiyim. Tatil istiyorum tatil babaaaa! :) Duy sesimi olmaz mı ? Şöyle Alanya tarafları olursa iyidir :) Bu arada Tarkan zedenin albümünü dinleme fırsatım oldu geçenlerde. Bayıldımmm.. Tavsiye de ederim. “Arada bir bendeeee kadere küsüyorum.”  Tamam tamam sustum sustum gidiyorum. Meuşşş blogta fazla ara vermesen olmazmııı özledimmm seni de yazılarını da güzel haberlerini de.. Tuna bebeye  meteryus abiye de selamlar efendim :). Öperim seni.

“Hiçkimse üstüne bir şey alınmasın biraz da kendime yaşayacağım.. Artık herşeyin farkındayım bir daha geriye bakmayacağım..”

İki güneş geçti bir gece
Biraz yağmur yağdı bana
Biraz ben yağmura…
Sevdiğim bir şarkı çıktı radyoda
Yarısına ben eşlik ettim
Yarısına gözlerim…

Anlatmak istemiyorum ama
BEN SENİ BURDA ÇOK ÖZLEDİM!…

 

Pardus, TÜBİTAK-UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü) bünyesinde yürütülen bir işletim sistemi geliştirme projesidir. Pardus açık kaynak kodlu ve GPL (GNU Genel Kamu Lisansı) ile dağıtılan bir özgür yazılımdır. Ve kendileri benim 2. sınıf 1. dönem önemli bir çalışmamdır. İstedim ki not edeyim çalışmaya başladığımı belki ozaman daha kısa sürede çözerim olayı :) Umarım..

Detaylı bilgi için devam et..

Sessiz bir köşede her şeyden uzak
Meçhul yarınlara terkedilmişim
Dostluklar yalanmış sevgiler tuzakmış tuzak
Hayret yanılmışım, yalnızım şimdi
Oysa mutluluğu, hayal etmiştim gidenler unutmuş
Asklar yalanmış yalan

Güneşin doğuşu batışı farksız
Nasıl yaşanırsa yaşadım ben aşksız

Demir attım yalnızlığa
Bir hasret denizinde
Ve şimdi hayallerim, o günlerin izinde
Yüreğimde duygular, ümitlerim nerede

Şöyle bir düşünüp, herşeyi birden
Neden anıları bitirmeyişim
Yalanmış sevgiler kalbimden uzakmış uzak
Boşa beklemişim yollara bakıp
Kurak topraklara, umutlar ekmişim
Arzular avuttu, gördüğüm hayalmiş hayal

Ebru Gündeş - Demir Attım Yalnızlığa

 

Artık 3 ay İstanbul’dayım. Bitti okul geldi tatil :) Gerçi pek tatil sayılmaz evvela 20 iş günü bir stajımız var. Tıpdata :) Temmuz’un 14′ünde başlıcak staj. Kısacıkta olsa bir tatilim var esasında bakalım.  — Geldiğim gibi en sevdiğim yerlere gittim.. Bu arada bugün en mutlu günüm sanırım. Mat2′den 84 le geçmeyi başardım. Seviyorum kendimi :) Çalışmanın faydası var demek ki :Pp — Annemleri okadar çok özlemişim ki bazen evden hiçbir yere gitmek istemiyorum. Ve büyümemişim hala efendim :) Babam bana transkrip hediyesi alıcakkkkk (: Şimdi tatil modu… Bash bash